Dünyada koronavirüs vakaları 50 milyonu aşarken

Bryan Dyne
10 Kasım 2020

7 Kasım Cumartesi günü, koronavirüs pandemisinin doğrulanmış küresel vaka sayısı, korkunç bir seviye olan 50 milyonu aşmış olacak. Şu ana kadar gezegendeki her 156 kişiden biri, sonu görünmeyen bu hastalığa yakalandı. Hastalığa yakalananların 1,2 milyondan fazlası hayatını kaybetti. Sadece geçtiğimiz Cuma günü ölenlerin sayısı 9.000’den fazlaydı.

Sadece yaklaşık iki ay önce, 28 Ağustos’ta, dünya 25 milyonuncu vakayı kaydetmişti. Günlük yeni vakalar düzenli olarak 500 bini ve 750 bine ulaşma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz 10 ayda COVID-19 tedavisinde kaydedilen ilerlemelere rağmen, yeni ölümler Nisan ayının en yüksek seviyesini geride bıraktı, bu da pandeminin ne kadar yerleşik hale geldiğinin bir başka göstergesi.

Hastane personeli 6 Kasım’da Prag’daki Motol Hastanesi’ne bir COVID-19 hastasını getiriyor. (AP Fotoğrafı/Petr David Josek)

Bu yüksek rakamlar, neyin gelmekte olduğuna dair sadece bir başlangıçtır. Bu gidişatın devam etmesine izin verilirse, yıl sonuna kadar her gün 1 milyon vaka sayısına çıkılarak 100 milyon vakaya ulaşılabilir. ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Müdürü Dr. Anthony Fauci’nin yakın zamanda Washington Post’a belirttiği gibi, “Durum iyi değil. Sonbahar ve kış mevsimine giriyoruz ve insanlar evlerinde toplanıyor... Bundan kötüsü olamazdı.”

En büyük tehlikelerden biri, hastanelerin tüm hastalarını tedavi edemeyecek kadar dolup taşacak olmasıdır. Bu şimdiden Teksas, El Paso’da ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde gerçekleşiyor. pandeminin ilk günlerinde Çin’in Vuhan kentinde, İtalya’nın Lombardiya bölgesinde ve daha az oranda New York City’de görüldüğü gibi, her hastayı uygun şekilde tedavi etmek için yeterli malzeme ve tıbbi personel olmadığında ölüm oranı fırlamaktadır. Yeni vakalardaki yeni ölüm oranı şu anda yüzde birin biraz üzerinde olsa da, koronavirüs esasen kontrolsüz yayılmaya devam ederse bu sayının artması muhtemeldir.

Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde, 242.000 ölümle birlikte 10 milyondan fazla enfeksiyon vakası kaydedildi. Teksas eyaleti, Cuma günü 1 milyon vakayı aşarak Kolombiya’nın ardından dünyada en çok vakanın olduğu onuncu bölge oldu. Onu yakından takip eden Kaliforniya, 960.000’den fazla vakaya sahip. Bu iki eyalette toplam 37.000’den fazla ölüm kaydedildi. Bu, (bir bütün olarak ABD hariç) dünya sıralamasında dokuzuncu sıraya denk düşüyor.

ABD ve dünya genelindeki böylesine korkunç bir durumun ortasında, Başkan Donald Trump’ın eski faşizan danışmanı Steve Bannon, Dr. Fauci’nin başının kesilmesi çağrısında bulundu. Twitter, Facebook ve YouTube’tan çıkarıldığı için Podcast kullanan Bannon, Perşembe günü, Trump’ın ikinci dönemine “Wray’i kovarak, Fauci’yi kovarak” başlaması gerektiğini ilan etti. (“Wray” ile FBI Direktörü Christopher Wray’e atıfta bulunuluyor).

ABD Başkanı Donald Trump’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, Meksika sınırına duvar inşa etmek için çevrimiçi bir bağış toplama faaliyetinde bağışçıları dolandırmak suçundan beraat ettikten sonra 20 Ağustos’ta federal mahkemeden ayrılıyor. (AP Fotoğrafı/Craig Ruttle)

Bannon, Ortaçağ’daymışçasına şöyle devam ediyordu: “Aslında Tudor İngiltere’sinin eski zamanlarına geri dönmek istiyorum. Başlarını kazıklara geçirirdim, evet. Sonra da Beyaz Saray’ın iki köşesine federal bürokratlara bir uyarı olarak koyardım: ya programa başlarsın ya da işin biter.”

Fauci, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki HIV/AIDS salgınlarıyla mücadele çalışmaları nedeniyle 1980’lerde ulusal üne kavuşan, bulaşıcı hastalıklar konusunda en önde gelen otoritelerden biri olarak tanınmaktadır. Başkanlık seçimleri öncesinde Trump’ın pandemiyle mücadele politikasına ya da daha doğrusu böyle bir politikasının olmamasına yönelik eleştirilerinden dolayı son haftalarda giderek artan şekilde sağcı saldırılara uğradı.

Fauci, kısa süre önce, artan vakalar karşısında ülke çapında maske takma zorunluluğunu savunmuştu. O dönemde ABD’de 8,8 milyon vaka vardı (şu anda olduğundan yaklaşık 1 milyon daha az). Bu, Twitter’da Alex Jones gibi sağcı figürlerin “Fauci’yi kovma” çağrılarını ve Trump’ın kitlesel mitinglerindeki benzer tezahüratları tetikledi. Trump, Fauci’den bir “felaket” diye söz etti ve diğer önde gelen tıp görevlilerini ölümcül pandemiyle mücadele etmek ve onu kontrol altına almak üzere temel önlemler önerdikleri için dahi “aptallar” olarak adlandırdı.

Lancet’te yayımlanan yakın tarihli bir çalışmada, koronavirüs enfeksiyonlarında devam eden dalgalanmayı sona erdirmek için hem temel hem de geniş kapsamlı eylemlerin gerekliliği vurgulanmış ve okullar yeniden açıldığında hastalığın yayılma oranının ortalama yüzde 24 arttığı gösterilmiştir. Edinburgh Üniversitesi’nden You Li liderliğindeki araştırmada, diğer tek dikkat çekici artışın, işyerlerindeki çalışmak üzere bir araya gelinmesi de dahil olmak üzere yüz yüze toplanma yasakları kaldırıldıktan sonra gerçekleştiğine dikkat çekiliyordu.

Çalışma, Amerika Birleşik Devletleri ile Batı Avrupa’daki birkaç ülke de dahil olmak üzere 131 ülkeden yeniden açılma verilerini kullandı. Araştırma, “okulların kapatılmasının, halka açık etkinliklerdeki yasakların, ondan fazla kişinin toplanmasının önündeki yasakların, evde kalma kurallarının ve ülke içi hareket sınırlamalarının gevşetilmesinin” ardından, yeni vakaların, koronavirüsün böyle bir kısıtlama olmadığında nasıl yayıldığına dair modellerle tutarlı bir şekilde arttığını ve kısıtlamalar kaldırıldıktan dört hafta sonra zirveye ulaştığını tespit etti. Çalışma artan vakaların ardından ölüm oranı hakkında yorum yapmasa da, ölümlerin enfeksiyonların artmasından iki ila dört hafta sonra arttığı biliniyor.

Diğer taraftan, araştırmacılar, halka açık etkinliklerin yasaklanması, işyerlerinin ve okulların kapatılması ve genel olarak evde kalma düzenlemeleri dahil olmak üzere hareketlilik üzerindeki geniş kısıtlamaların COVID-19 bulaşmasını dört hafta içinde ortalama yüzde 52 azalttığını tespit ettiler. Bulaşmadaki azalma, sağlam koronavirüs testi, temaslı takibi ve enfekte bireylerin izolasyonu gibi diğer halk sağlığı önlemleriyle birleştirildiğinde daha da belirgindir.

Pandeminin bir başka tehdidi, geçtiğimiz hafta Danimarka’daki gelişmelerle vurgulandı. Danimarka sağlık yetkilileri, 12 kişinin, ülkenin 17 milyonluk vizon popülasyonundan gelen mutasyona uğramış bir koronavirüs türüyle enfekte olduğunu açıkladılar. Buna karşılık Başbakan Mette Frederiksen, pandemiye neden olan virüsün yeni bir türünün yayılmasını durdurmak amacıyla tüm vizonların öldürülmesi talimatı verdi.

Frederiksen Çarşamba günü yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: “Vizonlarda antikor oluşturma yeteneğini zayıflatan mutasyona uğramış bir enfeksiyonun keşfedilmesi nedeniyle kararlı eylem gerekiyor. Mutasyona uğramış virüs, gelecekteki bir aşının olması gerektiği gibi işlememesi riskini taşıyor.” Bu yorumlar, Danimarka’nın en iyi epidemiyoloji uzmanı Kaare Molbak tarafından tekrarlandı. Molbak, “en kötü senaryoda, pandeminin bu kez Danimarka’da yeniden başlayacağı” uyarısında bulundu.

Böyle bir olasılığın ortaya çıkması bile, mevcut sosyal düzenin pandemiyle baş edemeyeceğini göstermektedir. Pandeminin en kötü tezahürlerinin, hastalıkla mücadele etmek için sözde en fazla kaynağa sahip olan en “ileri” kapitalist ülkelerde meydana gelmesi, kapitalizme yönelik itiraz edilemez bir suçlama niteliğindedir.

Bu ülkelerin egemen seçkinleri, insan hayatını değil, bankaların ve şirketlerin kârlarını korumak için kenetlendiler. Bu tür eylemler, koronavirüs pandemisinin çözümünün yalnızca tıbbi ve bilimsel değil siyasi olacağını da açıkça ortaya koymaktadır. Çözüm; işçi sınıfının bu zamanını doldurmuş ve felaket getiren sistemi devirmek ve yerine sosyalizmi getirmek için mücadele etmesinden geçmektedir.

6 Kasım 2020