Nikaragua protesto aylarından sonraki en kanlı çatışmalara sahne oldu

Bill Van Auken
14 Temmuz 2018

Nikaragua, hafta sonunda, protestolardan yaklaşık üç ay sonra, güvenlik güçleri ve hükümetin silahlı destekleyicileri protestocuların kurduğu barikatları zorla kaldırmak üzere harekete geçerken, en kanlı çatışmalara sahne oldu.

En şiddetli çatışmalar, 35 kişinin öldürüldüğünün bildirildiği başkent Managua’nın Diriamba ve Jinotepe kasabalarında meydana geldi. Kuzeydeki Matagalpa kentinde de üç kişi öldü. Ölenler arasında, protestocuların yanı sıra birkaç polis ve paramiliter hükümet destekleyicisi var.

Hükümet, Pazar sabahı, Managua’yı ülkenin güneyine ve Kosta Rika sınırına bağlayan bir ana yolu barikatlardan temizlemek için buldozerleri getirerek, kasabaları kuşattı. Güvenlik güçleri protestocuları bastırmak için plastik mermi ve gerçek mühimmat kullandı.

Nikaragua’da, Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden (FSLN) Devlet Başkanı Daniel Ortega’nın Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) dikte ettiği emeklilik maaşı kesintilerini ve sosyal güvenlik katkısındaki artışları duyurduğu 18 Nisan’dan beri ülke çapında protestolar yaşanıyor.

Öğrencilerin ilk gösterileri öldürücü güçle karşılaşmış ve protestolar devam ettikçe, Ortega’nın ve onun hem eşi hem de devlet başkanı yardımcısı olan Rosario Murillo’nun istifa etmesi talebi odak noktası haline gelmişti.

İnsan hakları gruplarına göre, Nisan ayından beri çatışmalarda öldürülen insan sayısı 310’u aşmış durumda. Hükümet ise yalnızca 47 ölümü kabul etti.

Protestolar ve barikatlar Nikaragua ekonomisini büyük ölçüde felce uğrattı. Hükümet güçlerinin Diriamba ile Jinotepe’deki barikatları kaldırmasından sonra, bir aydır mahsur kalmış olan 350 dolayında kargo kamyonu geçiş yapabildi.

Pazartesi günü Diriamba’da meydana gelen bir olayın, barikatlardaki katliamdan çok daha kapsamlı etkileri olabilir. Yardımcı Piskopos Monsenyör Silvio Jose Baez ile Vatikan’ın Managua’daki temsilcisi Apostolik Nuncio Waldemar Stanislaw Sommertag’ın öncülük ettiği bir grup Katolik piskopos ve rahip, kuşatılmış kasabada bir barışa arabuluculuk etmek ve yerel bir kilise içinde kapana kısılmış bir grup protestocunun, gazetecinin ve din adamının serbest kalmasını sağlamak için oraya gitmişti.

Grup, Diriamba’ya varması üzerine, din adamlarını “kiralık katiller”, “darbe destekçileri” ve “sübyancılar” olarak suçlayan, çoğu kar maskesi takmış hükümet yanlıları tarafından çevrildi. Ardından, hükümet yanlısı unsurlar, rahipleri ve piskoposları dövüp birini bıçakla yaralayarak onları kiliseye girmeye zorladılar.

Nikaragua’daki Katolik Kilisesi Piskoposluk Ulusal Konseyi (CEN), Ortega hükümeti ile bazıları ABD hükümet kaynaklarından fon alan öğrenci örgütleri, sendikalar ve başka gruplarla iş çevrelerinin bir koalisyonu olan Adalet ve Demokrasi İçin Yurttaş İttifakı arasında arabuluculuk yapıyordu.

Diriamba’daki olayın ardından, CEN’in başkanı, Kardinal Leopoldo Brenes, “Sokaklar kanla dolmaya devam edecekse, diyaloğu sürdürmenin ne anlamı var?” dedi.

Geçtiğimiz hafta, CEN, Ortega hükümetine, 2021 yılında yapılacak seçimleri önümüzdeki yıla taşımayı da içeren gizli bir teklif sunmuştu.

Ortega, son bir ayda ilk kez kamuoyu önüne çıktığı Cumartesi günü, Managua’da destekleyicilerine yaptığı bir konuşmada, seçim takviminde böylesi herhangi bir değişikliği kesin olarak reddetti. O, “Bir grup darbeci yüzünden [seçim] kurallarını bir gecede öylece değiştiremezsiniz.” dedi.

Bu arada, geçtiğimiz hafta, kızı Ortega’nın oğullarından biri ile evli olan ulusal polis gücü müdür yardımcısı Francisco Díaz dahil olmak üzere üç yetkiliye yaptırım uygulayan ABD yönetimi, hükümet üzerindeki baskıyı giderek arttırıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün bir açıklamasına göre, cezalar, “Nikaragua hükümetinin devam eden şiddetini ve kendi halkına karşı yıldırma harekatını açığa vurmak ve bunun faillerini sorumlu tutmak” için tasarlanmış.

Dışişleri Bakanlığı, ayrıca, ABD’nin tüm “ikincil” diplomatik personeline ülkeyi terk etme talimatı verdi ve Nikaragua’yı ziyaret eden ABD yurttaşlarına yönelik bir seyahat uyarısı yayınladı.

Washington, Ortega hükümeti ile kurmuş olduğu dostça ilişkileri yansıtacak şekilde, Nikaragua’daki devlet şiddetini kınama konusunda şimdiye kadar belirgin biçimde sessiz kalmıştı.

1970’lerde FSLN gerilla hareketinin önderlerinden olan Ortega, 1979’da Anastasio Somoza’nın ABD destekli diktatörlüğünün devrilmesinde önde gelen bir rol oynamış; ardından da, Washington’ın, CIA destekli Kontra terörist ordusunun yürüttüğü kirli savaşla devirmeye çalıştığı Sandinist hükümetin başkanı olarak ortaya çıkmıştı. Sandinist hükümet, savaş ve yoksunluk yıllarının ardından, 1990’da, Washington’ın, kendi adayı Violeta Chamorro’nun kaybetmesi durumunda hem savaşın hem de ekonomik ambargonun süreceği yönündeki tehditleri de dahil olmak üzere, büyük ölçüde manipüle ettiği bir seçimde iktidarı kaybetmişti.

Ortega, 2007’de, sermaye yanlısı sağcı bir ekonomik program ve tutucu Protestanlığı benimseme temelinde, iktidara geri döndü. O, bir yandan da, Nikaragua ordusu ile ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) arasında, ortak askeri tatbikatları ve eğitim programlarını kapsayan sıkı bağlar kurdu.

O ve eşi, aynı zamanda, Nikaragua’daki en zengin insanlar olarak ortaya çıkacak ve kendileri ile eski Somoza hanedanlığı arasında benzerlikler kuracak şekilde, hem siyasi hem ekonomik gücün giderek büyüyen bir kısmını tekelleştirdiler.

Ortega’nın hükümeti, hem Nikaragua’daki büyük iş dünyası dernekleri hem de yabancı sermaye tarafından desteklendi. O, yoksulluk ücretleri karşılığında serbest ticaret bölgelerinde kölece çalıştırılan 120.000 dolayında işçiyi kapsayan, ayak direyen ve yoksul bir işçi sınıfının mücadelelerini bastırmada etkili olduğunu kanıtladı.

ABD’nin Ortega hükümetine yönelik yaklaşımı, giderek artan şekilde, onun hem Çin hem Rusya ile kurduğu bağlardan etkilendi. Managua Tayvan yönetimi ile bağlarını sürdürürken bile, Çin ile ticaret hızla arttı. Ortega hükümeti, ayrıca, 2013 yılında, ülkeden geçen, Atlantik ile Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayacak ve Panama Kanalı’na bir rakip işlevi görecek bir kanal inşa edip işletmesi için Çinli bir yatırım firmasına lisans verdi. Proje, şimdiye kadar durmuş durumda.

Aynı zamanda, Ortega, Moskova’yla, savaş uçağı satın alma görüşmelerine girerken, yaklaşık 3.000 adet karadan havaya silah ve 50 tank alarak sıkı bağlar geliştirdi. Rusya da Nikaragua’da bir askeri eğitim merkezi kurdu ve ortak askeri tatbikatlar planlar dahilinde. Moskova, ayrıca, bu Orta Amerika ülkesinde bir uydu izleme istasyonu kurdu.

SOUTHCOM’un başındaki Amiral Kurt Tidd, ABD Kongresi’ne yaptığı 2018 yılı açıklamasında, Moskova’nın “daha sık denizcilik istihbaratı toplamayı ve Batı Yarımküre’deki gözle görünür kuvvet aktarımını kapsayan kalıcı, tehlikeli varlığı” dikkate alındığında, Rusya’nın Nikaragua’ya yönelik ilgisini stratejik bir tehdit olarak sundu.

Amiral, “Denetimsiz kalan Rus erişimi ve yerleşimi, sonunda, bölgesel bir yağmacıdan ABD anayurduna yönelik son derece önemli bir tehdide dönüşebilir.” uyarısında bulundu.

Washington, Ortega ile sıkı bağları sürdürmeye çalışırken bile, onun daha da sağcı ve açıkça ABD emperyalizmi yanlısı muhalefetine ciddi ölçüde yatırım yaptı. Ulusal Demokrasi Vakfı (NED), 2014’ten beri, 54 ayrı muhalefet grubunu finanse etmek için ülkeye 4,1 milyon dolar akıttı. Bu arada, USAID, Nikaragua için, 2018’de, büyük kısmı “sivil toplum” operasyonlarına giden 5,2 milyon dolarlık bir bütçeye sahipti.

ABD emperyalizmi, Latin Amerika’yı, gitgide, Rusya ve Çin ile “büyük güç” çatışmalarındaki bir savaş alanı olarak görüyor. O, Nikaragua’da, bu gündemi, Ortega’nın gerici burjuva hükümetinin yerine daha da uysal bir ABD kukla rejimi geçirerek ilerletmeyi hedefliyor.

Bu tür bir rejimin ülkeyi sarsan toplumsal altüst oluşları daha fazla zapt edip edemeyeceği hiçbir şekilde net değil.