Yüzbinler Trump'ın göçmenlere yönelik zulmüne karşı yürüdü

Patrick Martin
3 Temmuz 2018

Trump yönetiminin göçmenlere ve sığınmacılara yönelik zulüm politikasına karşı çıkmak için Cumartesi günü ABD'nin dört bir yanında düzenlenen gösterilere yüzbinlerce insan katıldı. Protestolar 700'den fazla yerde düzenlendi ve en büyük katılım Los Angeles'ta, Chicago'da, Washington'da ve New York City'de gerçekleşti.

Protestolar, özellikle, binlerce çocuğun anne-babalarından kopartılmasına yönelikti. Bu uygulama, Trump'ın ABD'ye yasadışı yollarla girdiğinden kuşkulanılan herkesin tutuklanmasını gerektiren “sıfır hoşgörü” talimatının bir sonucu olarak yaşama geçirilmişti.

En büyük gösteri, ABD'deki en büyük göçmen nüfusuna ev sahipliği yapan Los Angeles'ta düzenlendi. Belediye Sarayı'nın etrafını, içinden geçmek mümkün olmayacak şekilde, 75.000'den fazla insan kuşattı. Buna karşılık, yalnızca 20 kişi, yerel medyanın gereğinden fazla ilgi gösterdiği, Trump yanlısı acınacak bir karşı gösteri düzenledi.

Anne-babalarından zorla koparıldıktan sonra ağlayan küçük çocukları gösteren videoların çileden çıkarttığı protestocular, gün boyunca, aralıksız bir şekilde gösteriye aktılar. Trump'ı, Stephen Miller'ı, Jeff Sessions'ı ve diğer bakanlar kurulu üyelerini insanlığa karşı suç işlemekten yargılamaya yönelik yaygın bir destek vardı. Diğerleri, Göç ve Gümrük Koruma (ICE) kurumunun ve göçmen karşıtı polis kuşatmasının diğer araçlarının lağvedilmesi çağrısında bulundular. “İnsan haklarının sınırı olmamalı”, toplantının her yerindeki pankartlarda ortak slogandı.

Eğlence dünyasından ünlü kişiler ve Demokratik Partili politikacılar kürsüye hakimdiler. Onlar, göçmenlere yönelik kötü muameleye ve anne-babalar ile çocukların birbirlerinden kopartılmasına yönelik öfkeyi Kasım ayındaki kongre seçimlerinde Demokratik Parti'ye desteğe yönlendirmeye çalıştılar. Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti, “yasayı uygulamak” için ICE'ye ve diğer göç görevlilerine olan gereksinim hakkında konuştu. Demokratik Partili valilik adayı Gavin Newsom, Trump'ın göçmen karşıtı politikalarına yönelik herhangi bir karşı çıkış sözü vermezken, California'daki çeşitliliğin zengin tarihinden söz etti.

En büyük gösterilerden birinde, Chicago'da, kentin emniyet müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre 50.000'den fazla insan toplandı. Nüfusun, yüksek ve tehlikeli hava sıcaklığına meydan okuyan geniş kesimleri (yüksekokul ve lise öğrencileri; göçmenler ve aileleri; öğretmenler, hasta bakıcılar ve kamu işçileri; orta ve hatta üst orta sınıftan kesimler), Trump yönetiminin göçmen karşıtı barbar politikalarına karşı olduklarını ifade etmek için bir araya geldiler.

Manhattan'da ve Brooklyn'de yürüyüşlerin düzenlendiği New York City'de de benzeri bir katılım gerçekleşti. Bir gösterici topluluğu, East River'ı geçerken, iki saatten uzun süre boyunca Brooklyn Bridge'i baştan sona doldurdu.

Boston'daki Government Center'ın önünde 15.000'den fazla insan toplandı. Burada, konuşmacı kürsüsüne, aralarında senatörler Elizabeth Warren ile Ed Markey'in ve Temsilciler Meclisi üyesi Joe Kennedy'nin de bulunduğu, hepsi Kasım ayında Demokratik parti'ye oy verilmesini teşvik eden Demokratik Partili politikacılar hakimdi. Massachusetts Devlet Bakanlığı, oy kullanacak insanları kaydetmek için bir masa oluşturmuştu.

Atlanta, Denver ve ICE tesisinin dışında beş kişinin tutuklandığı Dallas gibi çok sayıda bölgesel merkezde; Pittsburgh, New Orleans, Albuquerque ve Salt Lake City gibi orta büyüklükteki kentlerde ve hatta California Redding ile Batı Virginia Huntington gibi merkezden uzak kasabalarda oldukça büyük protestolar düzenlendi.

Texas El Paso'da, büyük bir topluluk, Rio Grande üzerindeki, Meksika tarafındaki Juarez'e giden köprüyü kapattı. 5O eyaletin tamamında örgütlü protestolar düzenlendi.

Asıl ulusal toplantı olarak adlandırılan Washington DC'deki mitingde, yürüyüşün MoveOn.org'dan, American Civil Liberties Union'dan (Amerikan Yurttaşlık Hakları Birliği) ve AFL-CIO destekli National Domestic Workers Alliance'dan (Ulusal Ev Hizmetlileri Birliği) örgütleyicileri, “Kasım'da oy” savunusunu, kürsüdeki önde gelen Demokratik Partililer yerine, özellikle eğlence dünyasından kişilere, bakanlara ve çeşitli “kimlikler”i (siyahlar, Latin Amerikalılar, Asyalılar, kadınlar vb.) temsil eden eylemcilere yaptırmaya karar verdiler.

Bu, kısmen, topluluğun bu tür kişilere olumlu tepki vermeyeceği, kısmen de üst düzey Demokratik Partililer'in göçmenlerin savunusu ile böylesi açık bir şekilde işbirliği içinde göstermek istememesinden kaynaklanıyordu. Ancak Demokratik Partili politikacıların Washington'daki kürsüde bulunmaması, konuşmacılar topluluğa tekrar tekrar “onlara karşı oy ver” sloganı attırdığı için, mesajı değiştirmedi. Obama yönetiminin topluca sınırdışı etmelerdeki (önceki tüm hükümetlerden daha fazla) ve saldırıların Trump tarafından acımasızca tırmandırılmasına zemin hazırlamadaki rolünü, tek bir konuşmacı bile eleştirmedi.

Washington'daki konuşmacılar listesi, Demokratik Parti'nin ve onun sahte solcu destekleyicilerinin işçi sınıfını ırk, din, etnik köken ve toplumsal cinsiyet eksenlerinde bölme çabalarını desteklemeyi amaçlıyordu. Tek bir konuşmacı bile, işçi sınıfını temsil ettiğini ya da Amerikalıların o sınıfın bir parçası olarak birleşmiş büyük çoğunluğu adına konuştuğunu iddia etmedi.

Bu hizaya geçişin arkasındaki gerici ideoloji, özellikle bir konuşmacı, United Church of Christ'in [İsa'nın Birleşik Kilisesi] St. Louis'den Afrika kökenli Amerikalı bir papaz olan Traci Blackmon tarafından dile getirildi. O, tüm ABD tarihini, çocukları, köleleştirilmiş siyah kadınlardan Amerikan yerlisi ailelere, II. Dünya Savaşı'ndaki Japon kökenli Amerikalılara kadar, beyaz olmayan anne-babalarından kopartan ve hapistekilerin büyük bölümünü işçi sınıfından beyazlar oluşturduğu gerçeğine karşın, “ağırlıklı olarak siyah ve kahverengi” dediği anne-babaları hapse atan beyaz zalimlerin tarihi olarak sundu.

Vaizin “beyaz milliyetçiliğinin demir perdeleri”ni kırıp geçmekten söz ettiği ve göçmenlere yönelik saldırıların nedeninin “Beyazlığın yanlış tanrısının tehdit edilmesi” olduğunu iddia ettiği bu sunum, açıkça ırkçıydı. Kürsüden, ne kullanılan bu dile yönelik bir protesto geldi ne de beyaz, siyah ve diğer azınlıklardan işçilerin ortak bir mücadelede birliğini savunma yönünde bir girişimde bulunuldu.

Washington'daki ve diğer büyük kentlerdeki konuşmacılar Obama yönetiminin rolünü örtbas eder ve göçmenlerin savunusunu Demokratların seçim kampanyasına dönüştürmeye çalışırlarken, gösterilere katılanlar sosyalist bir alternatife son derece açıktı.

Sosyalist Eşitlik Partisi'nin destekleyicileri ve üyeleri, ülkenin dört bir yanındaki gösterilerin çoğuna müdahale ettiler ve SEP'in, işçi sınıfını, kapitalist sınıfın, ister Trump ve Cumhuriyetçiler ister göçmenlere karşı saldırılanın ikinci hattı işlevini gören Demokratlar olsun, tüm politikacılarına karşı birleştirme çağrısına büyük bir destek buldular.

SEP'in destekleyicileri, partinin bu toplantılara seslenen, “İşçi sınıfını göçmenlere yönelik iki partili saldırıya karşı harekete geçirin!” başlıklı açıklamasının binlerce kopyasını dağıttılar.

SEP'in üyeleri, kürsülerin Demokratik Parti'ye bağlı gruplar tarafından daha gevşek biçimde kontrol edildiği daha küçük mitinglerde konuşma yapabildiler. Onlar, partinin açık sınırları ve tüm işçilerin diledikleri ülkede yaşama ve çalışma özgürlüğünü desteklediğini; işçi sınıfının büyük şirket politikacılarına ve partilerine tabi kılınmasına karşı çıktığını açıkladılar.

Buralarda, SEP tarafından savunulan politikalara içten bir destek; çalışanların sosyalist perspektife artan ilgisinin ve onu tartışma isteğinin açık göstergeleri vardı.