ABD savunma bakanı Çin’i ziyaret ederken gerilimler sürüyor

Peter Symonds
2 Temmuz 2018

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Savunma Bakanı Wei Fenghe ile yaptığı görüşmelerin ardından, dün [27 Haziran], iki günlük Çin ziyaretini noktaladı. Her iki taraf da görüşmelere olumlu bir hava vermeye çalışırken, Washington’ın Pekin’e yönelik cepheleşmeci tavrı, hem özellikle Güney Çin Denizi ve Tayvan hem de ticaret ve yatırım konularında artan gerilimlere yol açmış durumda.

Mattis, ziyaretinin ilk ayağında, Alaska’da, Çinli yetkililer ile görüşmelerde ılımlı bir yaklaşım benimseyeceği izlenimi uyandırmış, “Bu noktada işi kökünden bozmadan hemen görüşmelere başlamak istiyorum… Görüşmelere başlamak ve daha çok dinlemek istiyorum.” demişti.

İsmi açıklanmayan bir ABD savunma bakanlığı yetkilisi, Financial Times’a, Mattis Pekin’e “orta sertlikte” bir mesaj iletmeye gidiyor dediğinde, hemen hemen doğru söylüyordu.

Aslında, Mattis’i de kapsayan Trump yönetimi, “işi” çoktan “bozmuş” durumdadır. Pentagon’un Ocak ayında açıkladığı Ulusal Savunma Stratejisi, Çin’i ve Rusya’yı “değişim yanlısı güçler” ve ABD’nin “stratejik rakipleri” olarak adlandırmıştı. Trump, Obama’nın, Çin ile cepheleşmeyi ve onu dört bir yandan (diplomatik, ekonomik ve askeri olarak) zayıflatmayı amaçlayan “Asya’ya dönüş”ünü tırmandırmıştır.

Haziran başında Singapur’da konuşan Mattis, Güney Çin Denizi’ndeki adacıkların iddia edilen askerileştirmesi konusunu seçip ayırarak, Çin’i Hint-Pasifik’te “gözdağı verme ve baskı yapma” ile suçlamıştı. O, Hint-Pasifik’in, Pentagon’un “öncelik alanı” olduğunu söyledi ve Çin’in askeri yığınağını sürdürmesinin “daha büyük sonuçları” olacağı uyarısında bulundu.

Pekin’in Güney Çin Denizi’ni askerileştiriyor olduğu iddiası, bütünüyle ikiyüzlücedir. ABD’nin arttırılmış “denizcilik özgürlüğü” askeri operasyonları Çin’in bölgedeki toprak iddialarına kasıtlı ve kışkırtıcı bir şekilde meydan okumakta ve Washington, müttefiklerini de aynısını yapmaya teşvik etmektedir. Güney Çin Denizi Çin’in güneyindeki başlıca deniz üslerine komşu olduğu için, bu ABD operasyonlarında masum olan hiçbir şey yoktur.

Pentagon sözcüsü Dana White, Mattis’in Şi ile görüşmesinde Güney Çin Denizi anlaşmazlığına değindiğini kabul etti. Toplantıya katılan üst düzey bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, basına, Mattis'in ABD’nin denizcilik özgürlüğü operasyonlarını savunmada “etkili” olduğunu söyledi ve ekledi: “uluslararası sularda tanımlanmış olduğu haliyle uluslararası denizcilik haklarını azaltmak bir ülkeye düşmez.”

Çin medyasına göre, Şi, Mattis’e, “Atalarımızdan kalan tek bir karış toprağı bile kaybedemeyiz.” demiş ve eklemiş: “Biz, kesinlikle başka halklara ait olanları istemiyoruz.” Şi’nin yorumu, kuşkusuz, sadece Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki hak iddiaları için değil ama son derece hassas Tayvan konusu için de geçerlidir.

Son aylarda, Trump yönetimi, Çin’in kendi toprağı olduğunu iddia ettiği ve dönek bir eyalet olarak gördüğü Tayvan ile bağları sıkılaştırma imasında bulunarak Pekin’de derin kaygılar yarattı. Trump, geçtiğimiz yıl, çeşitli vesilelerle, ABD’nin “Tek Çin” politikasına bağlılığını tartışmaya açtı ki bu, Tayvan’ı da kapsayan tüm Çin’in tek meşru hükümeti olarak Pekin’i tehdit ediyor.

Trump, bu yılın başında, Tayvanlı ve ABD’li yetkililer arasında savunma alanını da kapsayan üst düzey karşılıklı ziyaretlere onay veren Tayvan Seyahat Anlaşması’nı imzaladı. Nisan ayında, ABD, Amerikalı şirketlere, Pekin’den öfkeli bir tepkiyi kışkırtacak şekilde, Tayvan’a kendi denizaltılarını inşa etmesini mümkün kılan teknolojiyi sağlama izni verdi. ABD, bu ayın başında, Tayvan’da fiilen bir Amerikan büyükelçiliği işlevi gören 250 milyon dolarlık yeni büyük temsilcilik bürosunu açtı.

Şi ve Mattis, belli ki Tayvan meselesini tartıştılar ancak görüşme gizli tutuldu. Çin, özellikle, ABD’nin, adacıklarının bir kısmı Çin kıyılarından sadece birkaç kilometre uzakta bulunan Tayvan’ı Çin’e karşı savaş hazırlıklarıyla bütünleştirmeye kararlı olduğundan kaygılı. Reuters, bu ayın başlarında, ABD ordusunun Tayvan Boğazı üzerinden bir savaş gemisi göndermeyi değerlendirdiğini bildirdi. Bu, gerilimleri hızla yükseltecek son derece kışkırtıcı bir adımdır.

Çinli yetkililer ABD’nin Kuzey Kore ile görüşmelerine ve Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasına desteklerini yinelemiş olsalar da, Şi, kuşkusuz, Trump’ın stratejisi hakkında kaygılı. ABD, nükleer silahlar konusunu, Çin ile savaş hazırlıklarının parçası olarak, Kuzey Kore’yi Washington ile işbirliğine zorlamak için kullanıyor. Bir ABD-Kuzey Kore anlaşması, eğer gerçekleşirse, Asya’daki çatışma tehlikesini sona erdirmek şöyle dursun, büyük olasılıkla, Pekin ile anlaşmazlıkların daha fazla şiddetlenmesinin başlatıcısı olacaktır.

Mattis, 2014’ten beri Çin’i ziyaret eden ilk ABD savunma bakanıdır. O, ziyaretinin, orduları dahil olmak üzere iki ülke arasındaki ilişkileri iyileştirmeyi amaçladığını belirtti. Haberlere göre, Mattis, Şi’ye şunları söyledi: “İlişkimizi doğru yörüngede tutmak… biz ileriye bakarken askeri önderliğiniz ile fikir paylaşmak için buradayım.” Mattis, ayrıca, Çinli mevkidaşı General Wei’yi ABD’ye davet etti.

Ne var ki, bu tür jestler anlamsızdır. Pentagon, daha geçtiğimiz ay, Çin donanmasının Asya Pasifik’teki yıllık büyük deniz tatbikatlarına (RIMPAC olarak biliniyor) katılması davetini iptal etti. Wall Street Journal’a göre, Çinli yetkililer, Mattis’e, bu adım konusundaki “hayal kırıklıkları”nı dile getirdiler.

Uluslararası Kriz Grubu uzmanlarından Michael Kovrig, Washington Post’a, ABD ile Çin’in, toplantılarda, kendi tutumlarını yinelemenin ötesine geçemediklerini söyledi. Kovrig, şu uyarıda bulundu: “Şu andaki tehlike, iki tarafın da diğerini stratejik bir rakip olarak görmesi ve buna göre davranması durumunda, zarar verici önlemler ve karşı önlemler alacak olmaları ve gerilimlerin olumsuz bir sarmal içinde şiddetlenebilecek olmasıdır.”

ABD ile Çin arasında tırmanan ticaret savaşı, söylentilere göre laf arasında tartışılmış olsa da, ekonomik ve askeri çatışmalar birbirlerine derinlemesine bağlıdır. Çin’in kendi küresel egemenliğini tehdit ettiğinden kaygılanan ABD, artan askeri gücünü tarihsel gerilemesini durdurmak için kullanmaya kararlı ve Çin ile savaşa hazırlık için Asya Pasifik’te büyük bir askeri yığınak yapıyor.