ABD'deki toplama kampları

29 Haziran 2018

22 Haziran Cuma günü yayınlanan bir donanma notu, hükümetin ABD çapında 120.000 insanın yerleştirileceği “hoşgörüsüz” toplama kampları ağı inşa etmeyi planladığını ortaya koyuyor. Bu öneri, demokrasinin çöküşünde ve diktatörlüğe yönelişte bir diğer kilometre taşıdır.

Donanma'nın planı California'da, biri San Francisco Körfez Bölgesi'nde, diğeri ise Los Angeles ile San Diego arasında (büyük işçi sınıfı nüfusu barındıran bölgeler) her biri 47.000 insanı barındıracak iki büyük kampın kurulmasını içeriyor. Kamplar, toplu sınırdışıları ve eyalet yönetimi içinde askeri müdahaleyi kolaylaştırmak için, bu iki önemli kentsel alanlara yeterince yakın olacak.

Donanma notu, şirket medyası tarafından, büyük ölçüde görmezden gelindi. Pazar sabahı yayınlanan sohbet programlarında konuşan Demokrat ya da Cumhuriyetçi partili yetkililerden ve siyasi konuklardan hiçbiri, bu askeri planlardan söz etmedi. Onlar, yorumlarını, belgesiz göçmenlerin “daha insani” şekilde çıkartılması yönündeki ikiyüzlü çağrılarla sınırladılar.

Anayasal ilkelere ve yasal yargı süreçlerine yönelik bir diğer küçümseme gösterisinde, Başkan Donald Trump, dün, faşist iğrençliklerini püskürtmeye devam etti. O, bir Twitter mesajında, “Bu insanların ülkemizi istila etmesine izin veremeyiz. Birileri ülkeye girdiğinde, yargıçlar ya da yargı davaları olmaksızın, onları derhal geldikleri yere göndermeliyiz. Bizim sistemimiz, iyi göç politikası ve Yasa ve Düzen için alay konusudur.”

Halen, hapiste, anne-babalarından kopartılmış 2.053 çocuk var. Sosyal hizmet görevlileri, göçmen çocukların “ürkütücü bir şekilde sessiz”leşmiş olduğunu, sesleri dinlediklerini ve kendi çaresizlikleri içinde her yetişkine fiziksel olarak sarıldıklarını söylüyorlar.

Trump yönetimi, göçmen anne-babaların, sınırdışı işlemleri tamamlanana kadar çocuklarıyla yeniden birleşmeyeceklerini açıkladı ki bu, aylar, hatta yıllar sürebilecek bir süreç. Eğer anne-babalar çocuklarını daha erken görmek isterlerse, sığınma talebinden vazgeçecek ve gönüllü olarak, kaçmak için yaşamlarını riske attıkları zulme, şiddete ve savaşlara geri dönmeyi kabul edecekler. Çoğu anne-baba şimdiden sınırdışı edilmiş durumda ve çocuklarına nasıl ulaşacaklarını bilmiyorlar.

Demokratik Parti'nin tepkisi, bir sorumsuzluk ve iğrenç ikiyüzlülük bileşimidir. Demokratik Partili Temsilciler Meclisi üyeleri, 2018 ara seçimlerinde göçmen yanlısı gibi görünmek için, aile bölme politikasını “acımasız” ve “insanlık dışı” olarak adlandıran açıklamalarda bulunuyorlar. New York Times (NYT), 24 Haziran Pazar günü yayınlanan “ How the GOP Built Donald Trump’s Cages” [GOP Donald Trump'ın Kafeslerini Nasıl İnşa Etti” başlıklı bir başyazıda, Demokratların göçmenlere yönelik saldırıdaki sorumluluğunu örtbas etmeye girişti.

NYT, Cumhuriyetçiler “kendi tabanlarının daha karanlık dürtülerine oynar”ken, Obama yönetimindeki Demokratik Parti'nin “bir reform yönelimi benimsemiş” ve “sınırdışıları geciktirerek... muhafazakarları çileden çıkarmış” olduklarını belirtiyor. Gazete, “Bay Trump'a ve onun göçmen politikalarına ortam yaratmış” olanlar Cumhuriyetçilerdir iddiasında bulunuyor.

Gerçekte, Barack Obama, bütün diğer başkanlardan daha çok sayıda, 2,7 milyon insanı sınırdışı etmiştir. Onun yönetimi, sınır duvarını genişlemiş ve şimdi göçmen çocukları barındıran kar amaçlı hapishanelerin çoğunu inşa etmiş; Trump'ın şimdiki politikasına, kelimenin tam anlamıyla zemin hazırlamıştır.

Senatör Bernie Sanders'in yanıtı özellikle önemlidir. Pazar günü CNN'in “State of the Union” programına çıkan Sanders, kendisinin Trump'ın sınır duvarına ödenek ayrılmasından yana oy kullanmış olduğunu söyledi.

Sanders, kendisine, açıkça, göçmenlere yönelik Gestapo tarzı saldırıyı yöneten Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) kurumunun kaldırılmasından yana olup olmadığı sorulduğunda, kasten kaçamak bir yanıt verdi: “Bana göre bizim gereksinim duyduğumuz şey, göç ile akılcı biçimde ilgilenecek politikalar oluşturmak... Bizim gereksinim duyduğumuz şey, Trump'ın Kongre üyeleri ile birlikte oturup, bu ciddi mesele ile ilgili akılcı bir program üzerinde çalışmaktır.”

Bu, Trump'ın göçmen karşıtı programına teslimiyettir. “Akılcı” bir göç planı, Demokratların ve Sanders'in gözünde, milyonlarca göçmeni hapse atan ya da sınırdışı eden, sınırı askeri teknoloji ile sağlamlaştıran, yoksulluktan ve şiddetten kaçan sığınmacıları çölde ölmeye zorlayan bir plandır. Bu, sınırdışı mekanizmasını hızlandırmaya ve ICE'nin ve Gümrük ve Sınır Koruma'nın yıldırım birliklerinin yetkisini genişletmeye yönelik bir örtmecedir.

Önümüzdeki günlerde ve haftalarda ulus ölçeğinde onlarca kentte yapılması planlanmış gösterilerle birlikte, Trump'ın göçmenlere yönelik saldırısına olan muhalefet artmaya devam ediyor. Bu muhalefetin yalın bir siyasi odaklanmaya ve politikaya gereksinimi var.

Hem ABD'de hem de uluslararası ölçekte göçmenlere yönelik saldırı, bu en fazla ezilen kesimin, dikkati yoksulluğun ve eşitsizliğin gerçek nedeni olan kapitalist sistemden uzaklaştırmak amacıyla günah keçisi ilan edilmesine yönelik kapsamlı bir uygulama olarak kabul edilmelidir. Kötüleşen yaşam koşullarından göçmenlerin sorumlu olduğu iddiası bir yalandır.

Göçmenlere yönelik saldırıdan ve ordunun demokratik haklar için oluşturduğu artan tehditten, Cumhuriyetçiler kadar Demokratların da sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Demokratlar, geçtiğimiz hafta, büyük bir çoğunlukla, askeri bütçeyi 82 milyar dolar arttıran ve Trump'a Washington DC.'de askeri geçit töreni düzenleme yetkisi veren bir yasa teklifinden yana oy kullandılar.

Demokratlar, Trump yönetiminin ilk iki yılı boyunca, Trump'ın göçmen karşıtı politikalarına yönelik muhalefeti saptırmaya ve dağıtmaya; soruşturmayı yöneten ordu-istihbarat kurumlarını eleştiren herkese saldırarak, onu kendi savaş kışkırtıcısı Rusya karşıtı kampanyaya yedeklemeye çalıştılar.

Bu diktatörlük yönelimini durdurabilecek olan ve durdurması gereken tek toplumsal güç, demokratik haklara yönelik saldırının asıl hedefi olan işçi sınıfıdır. Ordu, Trump yönetimi üzerinden, iç politikada her zamankinden daha büyük bir rol iddia ediyor. Trump'ın göçmenlere yönelik saldırısı, orduya, grevleri ve savaşa ve eşitsizliğe karşı muhalefeti ezmenin altyapısını hazırlaması için bir kılıf sağlamaktadır.

İşçi sınıfının seferberliği Demokratik Parti'ye, Sanders'e ve onun Amerika Demokratik Sosyalistleri, diğer sahte sol örgütler ve sendikalar içindeki destekleyicilerine karşı olacak şekilde gerçekleşmelidir. Bu, herhangi bir göçmen sınırdışı edilme tehlikesi ile karşılaştığında ailenin, komşuların, arkadaşların ve iş arkadaşlarının direnişini örgütleyecek mahalle ve işyeri komitelerinin kurulmasını gerektirmektedir.

Sosyalist Eşitlik Partisi şunları talep eder:

• ABD'de gözaltına alınmış tüm çocukların yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki kamplarda ve gözaltı merkezlerinde tutuklu tüm göçmenlerin derhal serbest bırakılması.

• Amerikan Gestaposunun (Göç ve Gümrük Muhafaza ile Gümrük ve Sınır Koruma kurumlarının) dağıtılması.

• Sınırdışı mekanizmasına aktif direniş.

• ABD'deki tüm belgesiz göçmenler için derhal af ilan edilmesi ve onlara seyahat ve çalışma güvencesi sağlanması.

• Kamu hizmetlerine ve göçmen olan ya da olmayan tüm işçiler için mesleki eğitim programlarına trilyonlarca dolar sağlanması. Herkese yetecek servet ve yer var.

Sosyalistler, emperyalist savaşlardan ve yoksulluktan kaçıp sığınma peşinde koşan on milyonlarca insanı engellemenin “akılcı” bir yolunun olduğu iddiasını reddederler. Para spekülatörleri, borsacılar ve şirket yöneticileri dolandırıcılıklarını bir düğmeye basarak küresel ölçekte uygularken, işçilerin ve yoksulların sınırı geçme “suçu”ndan dolayı dövülmesi, hapse atılması ya da öldürülmesi kapitalist sistemin temel bir çelişkisidir.

Sosyalizm ile ulusalcılık / milliyetçilik, birbirlerini dışlarlar. Zenginlerin servetinin kamusallaştırılması ve dünyanın üretici güçlerinin işçi sınıfının hizmetine sunulması devrimci görevi, yalnızca sınırların ortadan kaldırılması ve dünya siyasi haritasının üretim sürecinin uluslararası karakteri ile uyumlu hale getirilmesi yoluyla yerine getirilebilir.

Sosyalizm altında, işçiler, tacizlerin, gözaltıların ve sınırdışıların olmadığı bir dünyada diledikleri yere yolculuk edecek maddi kaynaklara ve yasal hakka sahip olacaklar. Tüm ırklardan ve milliyetlerden işçilerin sosyalist devrim uğruna ortak bir uluslararası mücadelede birleşmesi gerekiyor.

Eric London