Alman siyaset kurumu ve büyük şirketler büyük koalisyon çağrısı yapıyor

Johannes Stern
29 Kasım 2017

Bir Jamaika koalisyonunun kurulması üzerine ön görüşmelerin başarısızlığa uğramasının ardından, egemen seçkinlerin etkili kesimleri, hafta sonunda, yeni seçimlerin yapılmasına karşı ve bir büyük koalisyonun kurulması lehine açıklamalar yaptılar.

Pazar günü, Hıristiyan Demokrat Birlik/Hıristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) ittifakının parlamento önderi Volker Kauder’in yanı sıra, sağcı Hıristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) önderi Horst Seehofer, bir büyük koalisyon çağrısı yaptı. Seehofer, Bild am Sonntag’a, bunun “Almanya için en iyi seçenek” olduğunu söyledi. “En azından Jamaika’dan, yeni seçimlerden ya da bir azınlık hükümetinden daha iyi.” Kauder, ARD’nin “Bericht aus Berlin” adlı programında, “parlamentodaki görüşmeleri bir koalisyonla yönetmek, rastlantısal çoğunluklardan çok daha kolay.” diye belirtti.

İş dünyasının önde gelen temsilcileri de benzer şekilde konuştular. Volkswagen yönetim kurulu üyesi Herbert Diess, Handelsblatt’a, yeni seçimler “iyi bir çözüm olmaz… çünkü çok fazla zaman alır.” dedi. Kendisi de yeni bir büyük koalisyonun kurulmasından yana olan Diess, “Tüm katılımcılar bunu biliyor. Bir Jamaika ittifakından daha az anlaşmazlık noktası olması bekleniyor. İki ortak, dört ortaktan daha kolaydır.” Ona göre, SPD’nin yeni seçimler yoluyla bunu daha fazla meşrulaştırmaya ihtiyacı yoktu; “Onların sadece kendilerine bir itki sağlamaları gerekiyor.”

Sosyal Demokratlar kendilerine gerekli “itki”yi çoktan sağlamış durumdalar. SPD’nin önderliği, en azından SPD önderi Martin Schulz ile SPD’li Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier arasında Perşembe günü yapılan görüşmeden beri, ateşli bir şekilde, rota değişikliğini parti üyelerine kabul ettirmeye çalışıyor.

Cuma akşamı, Schulz, SPD’nin gençlik örgütü Jusos’un Saarbrücken’deki kongresinde, “Eğer cumhurbaşkanı beni bir görüşmeye çağırırsa, benim görüşme arzusunu reddedemeyeceğim ve reddetmeyeceğim konusunda elbette anlayış gösterirsiniz.” diye konuştu. O, nihayetinde sonucun “açık” olduğunu ama SPD’nin birçok siyasi alanda var olan eksiklikleri saptaması ve bunların nasıl çözülebileceğini değerlendirmesi gerektiğini ekledi. “Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: Bunu, [gerekli] iktidar organlarına sahip olduğumuzda mı yapacağız; yoksa böyle yapmayacak mıyız?

Kendisini “büyük koalisyonlara karşı bir kale duvarı” olarak tanımlayan Jusos, Schulz’un konuşmasına kulakları sağır eden bir alkışla karşılık verdi.

Partinin “sol kanat”ının diğer temsilcileri, CDU/CSU ile işbirliğinin devam etmesine kesinlikle hazır olduklarını belirttiler. Partinin genel başkan yardımcısı Ralf Stegner, “Yeni seçimler bir zayıflık işareti olacaktır.” dedi. O, parlamentodaki mevcut çoğunlukların “yaratıcı bir şekilde kullanılması” gerektiğini ekledi. SPD, “yeni işbirliği biçimlerini değerlendirmeli” ve “yapıcı bir rol” oynamalı idi.

SPD’nin rota değişikliğinin arkasında iki önemli konu bulunuyor. SPD, yeni seçimlerin ve uzun süreli bir siyasi belirsizliğin, Avrupa’daki koşulları istikrarsızlaştırabileceğinden ve Alman emperyalizminin küresel çıkarlarını zayıflatabileceğinden korkuyor. SPD’nin önderi ve şu andaki Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Die Zeit’ın Pazar günü Hamburg’da düzenlendiği bir toplantıda, SPD’nin “Almanya’da istikrarlı bir durum olmasını” sağlama biçiminde önemli göreve sahip olduğunu belirtti. O, yeni seçimleri en iyi seçenek olarak görmüyordu; çünkü “Avrupa’nın merkezinde” kalıcı bir “istikrarsızlık durumu”na göz yumulamazdı.

Bu yaklaşım, Sol Parti tarafından da destekleniyor. Cumartesi günü, Thüringen Eyaleti Başbakanı Bodo Ramelow, CDU’yu ve CSU’yu, bir koalisyon hükümeti konusunda olabildiğince kısa sürede anlaşmaya varmaya çağırdı. Ramelow, Sol Parti’nin Ilmenau’daki eyalet kongresinde, “Ben, aylar süren bir kendi kendini gözden geçirme sürecinin demokrasimize büyük bir yük olacağını göz önünde bulunduruyorum.” uyarısında bulundu. O, konuşmasını, “SPD’nin kendi üyeleri arasında anket düzenlemek istediğini duyuyorum. O zaman bunu lütfen hızlı bir şekilde yapsınlar.” diye sürdürdü.

Sol Parti’nin Bundestag’daki (Federal Meclis) iki önderi de benzeri bir görüşe sahip. Sahra Wagenknecht, NDR’deki “Das!” programında, mevcut koşullarda, yeni seçimlerin, “insanların katlanmasının beklenmemesi [gereken]” bir “saçmalık” olduğu söyledi. O, SPD’nin “bir kez daha bir büyük koalisyona katılma yolunda” olmasının “iyi” olmadığını düşünüyor olsa da, SPD’nin tüm seçim kampanyası “büyük koalisyon yanlısı” olmuştu. Büyük koalisyonun devamını, Wagenknecht’in meslektaşı Dietmar Bartsch da onaylıyor. O, Die Welt’e, “CDU/CSU/SPD, sol bir toplumsal muhalefetten sert bir basınç bekleyebilir.” dedi.

SPD önderliği, başlangıçta, CDU ve CSU ile halk tarafından rağbet görmeyen koalisyonu sürdürmeye karşı konuşuyordu. Bu, her şeyden çok, işçi sınıfı içinde sosyalist bir muhalefetin gelişmesi korkusundan kaynaklanıyordu. SPD ve bir bütün olarak egemen sınıf, olayların basıncı altında (sadece geçtiğimiz hafta Siemens’ten, Air Berlin’den ve ThyssenKrupp’tan binlerce işçi, toplu işten çıkarmalara ve işyerlerinin kapatılmasına karşı gösteri yaptı), bütünüyle yeni bir yönelim benimsedi. Kapitalist partilerin tamamı, işçi sınıfı içinde artan muhalefeti sendikaların yardımıyla bastırmak için kenetleniyor.

Cumhurbaşkanı Steinmeier, tüm partilerin temsilcilerini, önümüzdeki günlerde yapılacak gizli görüşmeler için Bellevue Sarayı’na davet edecek. Yeşillerin parlamento grubunun önderleri Katrin Göring-Eckhardt ve Anton Hofreiter bugün davet edildiler. Onları, akşam erken saatlerde Kauder ve Wagenknecht ile Bartsch izleyecek. SPD’nin parlamento grubunun önderi Andrea Nahles Salı sabahı görüşmeye gidecek. Mevcut Başbakan Angela Merkel, Schulz ve Seehofer arasındaki doğrudan görüşmeler Perşembe günü gerçekleşecek.

Egemen sınıf, sosyal kesinti ve askeri güçlenme politikalarını uygulamak için, 1930’larda yaptığı gibi, giderek artan şekilde aşırı sağcı güçlere bel bağlıyor. Haberlere göre, Steinmeier, seçim kampanyası sırasında Hitler’in Wehrmacht’ını [Nazi Almanyası dönemindeki Alman ordusu] olumlu bir değerlendirme ile anmış olan AfD’nin parlamento grubu önderi Alexander Gauland’ı da davet edecek. Bundestag’da yeni kurulan ve yeni bir hükümet oluşana kadar parlamentonun görevini yerine getirmesini sağlamakla yükümlü olan büyük komite, AfD’nin temsilcini de kapsıyor. Büyük koalisyonun devam etmesi, AfD’yi Bundestag’daki ana muhalefet haline getirecek.

Sosyalist Eşitlik Partisi (Sozialistische Gleichheitspartei, SGP), tüm parlamento partilerinin halkın arkasından dolap çevirmesine kesin bir şekilde karşı çıkıyor ve yeni seçim talep ediyor. Militarizm ve toplumsal saldırı politikalarının devam etmesine, kesinlikle, hiçbir demokratik destek söz konusu değildir. CDU/CSU ve SPD, Eylül ayında, toplamda yüzde 14 oy kaybederek, Federal Cumhuriyet’in kurulmasından beri en kötü sonuçlarını aldılar.

SGP, açıklamasında, sağa kayışın ancak işçi sınıfı içinde sosyalist bir partinin inşa edilmesi yoluyla durdurulabileceğini açıklamış ve “SPD’yi, Yeşilleri ve Sol Parti’yi de kapsayan burjuva partilerinin asıl amaçlarını teşhir etmeye ve kapitalizme, emperyalist savaşa ve otoriter yönetime karşı gerçekten sosyalist bir alternatife desteği geliştirmeye” çalışmak için yeni seçim talebini gündeme getirmişti.